booked.net
 
 

 


 Portakal, İmamoğlu, Çağlar ve tabii ki Reis. - 17/09/2020





ERCAN ERDEM
E-Posta
Sayın Fatih Portakal’ı her akşam izlerdim üslubunu da değişik bulurdum, şimdilerde yerine sayın Selçuk Dereli HaberTürk TV den geldi. Bu arkadaşımızı da izlemeye çalışıyorum, kendine özgü yapısıyla ve az hatayla bu işi layığıyla yapar görünüyor inşallah.
Yazımın esas konusu tarihe not düşmek ve tarihten yanlış dersler çıkarılmasını engelleyerek insanları doğru değerlendirmeler yapmaya yöneltmeye çalışmak.
Sayın Portakal aniden FOX TV den ayrıldı ve bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın en önemli cümlesi, ” Bu yıl ve belki sonrasında toprağın sakin ritminde yaşayıp ruhumu ve bedenimi dengeleyeceğim.” oldu. Sonrasında FOX ana haberde Selçuk Dereli yayınına, sayın Doğan Şentürk ile çıkarak kendisini ifadeye ve yapılabilecek spekülasyonları engellemeye çalıştı. Orada bana çok rahat görünmedi, kendisi için yapılan, “organik tarım işine girecekmiş” yakıştırmasına karşı çıktı ve “olsa olsa kendi bahçemde sebze, meyve yetiştiririm” mealinde bir cevap verdi. Aslında İnstagramda yaptığı paylaşımlarından kendisinin toprak insanından çok bir deniz insanı olduğu görülüyor.
TV programında aklı başında biri olarak geriye dönebileceğinin sinyallerini de verdi. Bana göre muhakkak geriye dönecektir ancak dönüşü nasıl olur bilemem. Denizlerde gezerek dinleniyor ve dönüşünü hazırlıyor olabilir. Bu nasıl olur kestirmek zor, ancak basında, kendisinin sayın Ekrem İmamoğlu’nun Kıbrıs’tan okul ve oda arkadaşı olması avantajıyla arkasında gayriresmi bir İmamoğlu/İBB desteğiyle bir TV oluşumunda bulunacağı haberleri yer almıştı. Hatta, bu amaçla sayın Cavit Çağlar’ın sahibi olduğu “Olay” TV nin kullanılacağı ve stüdyoların hazırlanmakta olduğu, açıkta bulunan bazı Basın/TV insanlarıyla anlaşıldığı ve kurulum işlerinin bu işlerde tecrübeli sayın Nuri Çolakoğlu tarafından organize edildiği yazıldı çizildi. Bu senaryo tam deşifre edilemeyince bu kere, Reisin bu satışa müsaade etmediği, bu nedenle sayın Çağların TV yi yeniden hayata geçireceği yazıldı, dedikodusu yapıldı. Sonrasında sayın Çağlar’a atfedilen, basında çıktığı haliyle "Yorum yok, taraf tutmak yok, yorum yapanı kulağından tutar atarım, baskı olursa kapatır giderim" sözü üzerine tartışmalar yapıldı. Kaynak Yeniçağ:
TIKLAYINIZ

1994-1999 İBB Meclis üyeliğim zamanında, yani Reis’in İBB Reisliği sırasında, Sayın Nurettin Sözen beyefendi döneminden kalan BRT (Büyükşehir Radyo ve Televizyonu)’nin
nasıl KANAL 7 ye Reis tarafından dönüştürüldüğünü, İBB kaynaklarının BİT (Belediye İktisadi Teşebbüsleri) ler üzerinden nasıl Kanal 7 ye aktarıldığını, ortaya koyup meclis kürsüsünden, bugünlerin popüler deyimiyle (YANDAŞ) medya yaratılmasının yanlışlığını vurgulayan birisi olarak tecrübelerimi paylaşmak istedim.

Sayın Rahmi Koç beyefendinin Reis için “1 Milyar doları var” sözünü eski basından hatırlarsınız. “Güç” mü? paradan, “Para” mı? güçten doğar sarmalı içerisinde, “Yahu bizde böyle yapalım ve Reis gibi Türkiye’yi kendi düşüncelerimiz doğrultusunda hazırlayalım/programlayalım.” mealindeki bir düşünceyle YANDAŞ (gizli yandaş ) TV kurmak suretiyle Reis gibi yapmak isteyen düşünceler olabilir. Her ne kadar tarih tekerrür eder denebiliyorsa da oyun içindeki aktörlerin farklılığı oyunu bozabilir. Demokrasinin araç olarak kullanılması suretiyle, demokrasinin kendisinin yok edilmesi süreçlerinde demokratik serbestliğe müsaade edilmeyebilir, unutmayalım!
Kısaca, o zamanlar Reis’in karşısında Reis gibi birisi yoktu. Bugün, aynı şartlar geçerli değil. Demokratik seçimlerin en azından nasıl olacağı veya demokrasinin yeniden araç olarak nasıl manipüle edileceği, bizatihi Reis tarafından bu kere, manipüle edilmiş ve seçim garantili bir parlamenter sistemin getirilip, getirilmeyeceği, belli değil. Seçimlerin nasıl yapılıp, nasıl yapılmayacağı? sadece Reis ile ekibince bilinmektedir. Eminim çeşitli seçim senaryoları üzerinde de çalışılmaktadır.
Geleceğe yönelik düşünceler içinde olanlara, Hazreti Mevlana’dan derlenen bir cümleyle hatırlatma yapayım, “Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım!”
Unutulmaması gerekir ki; Ülkenin maalesef, şimdilik “bir” sahibi var.
“Hâkimiyet bilâ kayd-u şart Milletidir” şekliyle Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait olan ve Anayasamızın 6. Maddesinde de vücut bulan söz gereği, ülkemizin esas sahibi olan “Ulusumuz” un bir gün tekrar sahiplik duygusunu hatırlaması ümidiyle, hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım.


ERCAN ERDEM


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;






AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.