Akademisyen'in vedası - 14/11/2016 |
|||||||||
Tweetle |
|||||||||
Boğaziçi Üniversitesi rektörü,akademik hayatını noktalamış.
Yeni rektörlük seçimlerini, neredeyse bütün oyları alarak kazanmış olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı'nın takdirlerine mazhar olamadı; seçime dahi girmemiş bir öğretim üyesi, -muhtemelen parti iltisakı nedeniyle -atandı. Seçilmişlerin atanmışlara, önceliği/hassasiyeti/kutsiyeti üzerine, söylenmedik laf bırakmayan bir anlayışın, "rektör" seçimlerinde, atama yönteminin faziletlerini keşfetmesi, siyasi kayırmacılığın önünü açıyor. Bizzat cumhurbaşkanı, rektör seçimlerinin, gerginliklere neden olduğunu ileri sürdü. Oyların %86'sının, bir adaya (eski rektöre) verildiği bir seçimde, herhangi bir gerginliğin olmadığı açık. Seçme eylemi, adaylar arasında bir yarışı gerektirdiğinden, tabiatı icabı bir gerginliği taşır. Ayrıca, gerginliğin, yarışmanın olmadığı bir seçim, seçme, seçilme "oydaşma" eylemi değil, olsa olsa, "oynaşma" sayılır ki, ciddiye alınmaz. Boğaziçi, rektör seçimlerinde "yarışmalı seçme" eylemi, yok sayılmış; aday dahi olma iddiasını gösteremeyen bir akademisyen "rektör" koltuğuna, siyasi takdir gereği, oturtulmuştur. Yeni rektörlük seçimlerinde, 403 akademisyenin 348'inin oyunu alan eski rektör, üniversitenin tarihine, geleneklerine, özgürlüğe, çoğulculuğa, katılımcılığa vurgu yaparak, veda etmiş... KHK'ler ile, Cumhurbaşkanı'nın takdir alanını arttırmak, yeni başkanlık rejimi hakkında da önemli bir ipucu veriyor. Nesteren Tara |
|||||||||
|